Türkiye’de halı dokumacılığı’na genel bir bakış ve halı ve kilimlerde kullanılan doğal boyama yöntemleri üzerine bir çalışma

ÖZET

Halı dokumacılığı çağlar boyunca bütün Türk topluluklarında farklı tür ve desenlerde özgün bir el sanatı olarak var olmuş ve yaşatılmıştır. Dünya tarihinde bu sanat araştırıldığında halıya ait ilk eserlerin Türkler’e ait olduğuna dair görsel kanıtlar mevcuttur. Bir ata sanatı olarak yapılan halı dokumacılığı aynı zamanda başka bir uğraşıyı bitkisel yani doğal boyamacılığı da beraberinde ortaya çıkarmıştır. Anadolu’ da bitkisel boyacılıkta kullanılan pek çok rengi veren bitkilerin ziraati yapılmış, kökboya, cehri, safran gibi bitkiler dünya çapında önemli bir yer tutmuştur. Boya bitkilerini en güzel şekilde kullanan Türkler sanat değeri çok yüksek olan eserler bırakmışlardır. Bu çalışmada yüzyıllar boyunca daima gösterişli bir el sanatı olarak yapılan bu ata sanatının ilk zamanlardan günümüze kadar olan Türkiye’deki ve dünyadaki tarihi yolculuğu anlatılmış; dokumacılığın önemli bir bölümünü oluşturan doğal boyamacılığın nasıl yapıldığı, en çok hangi bitkilerin kullanıldığı belirtilmiş aynı zamanda mordanlama işlemi ve yöntemleri ve günümüzde kullanılan boyar madde analizleri hakkında açıklayıcı bilgiler verilmiştir.

ABSTRACT

The carpet weaving has existed and survived as a genuine hand craft in different types and designs in all Turkish communities for ages. When this art is investigated in the history of the world, there are visual evidences that the first works of carpet belong to the Turks. At the same time carpet weaving made as an ancestral art, another work of art, that is, also reveals the natural coloring. In Anatolia, a lot of plants used in herbal dyeing plants are made of agriculture, such as rootstocks, flowers, saffron plants have occupied an important place in the world.In this study, the historic journey of this flashy handcraft made for centıries was described in Turkey and in the World. How to make the natural dyeing that forms a significant part of the weaving was also explained. It was given which plants are used most. At the same time, the explanations were given about the mordanting process and methods and the analysis of the natural dyeing used today.

GİRİŞ

Halı sanatının tarihi ve gelişimi
Dünyada halı sanatı, dünya medeniyetine Türklerin bir hediyesidir. İlk düğümlü halıların, üçüncü yüzyıldan önce Orta Asya’da Türkler tarafından yapılmaya başlandığı, bu gün artık kabul edilmiş bir gerçektir. Türk halı sanatının ve dünya halıları’nın en eski örneği 5. Pazırık kurganından çıkarılmıştır[Şekil 1]. Halının bir Türk buluşu olduğunu ortaya koyan dünyanın bu bilinen en eski halısı Hun Türkleri yada Proto Türklerine aittir. Büyük bir olasılıkla M.Ö 3-2. Yüzyıllardan kalmış olan bir şaheser olan bu halı 1.89×2 m boyutunda olup Gördes Türk düğümüyle dokunmuştur. Bu halının günümüze kadar ulaşabilmesi mezarın buz altında kalmasıyla mümkün olmuştur[1].

Orta Asya da yaşayan Türkler önce dokumalara yün iplikler düğümleyerek hayvan postuna benzer halılar meydana getirmişler zamanla bunlardan diğer halıları geliştirmişlerdir. Bundan sonra halı sanatı on birinci yüzyıldan itibaren Selçuklu Türklerinin egemenliğinde ve onlarla birlikte Orta Asya’dan, Batıya doğru yayılmıştır. Selçuklu halılarının en karakteristik tarafı, renklerinin genellikle koyu mavi ve koyu kırmızı olup üzerlerindeki motiflerin açık mavi ve açık kırmızı olmasıdır. Motifler genellikle geometrik şekillerden ibarettir. Baklavalar, yıldızlar, etrafı çengellerle çevrilmiş sekizgenler en çok görünen şekillerdir. Bir diğer karakterisitik özelliği iki kûfi yazılardan meydana gelen geniş bordürleridir. Bunlar, uçları üçgenlerle sonlanan dik harflerden ibarettir.

Anadolu halılarının klâsik şekilleri yanında on altıncı yüzyılın ikinci yarısında teknik ve dekor bakımından tamamen farklı bir halı grubu görülür ki, bunlara “Osmanlı Saray Halıları” adı verilmektedir. Kumaş, çini, tezhip, cilt kapakları ve kalem işleri gibi bütün Osmanlı sanatı kollarında ortaya çıkan natüralist yaprak ve çiçek dekoru bu halılarda da kendini gösterir. Bütün diğer Türk halılarından farklı olarak Osmanlı Saray Halıları Sine düğümü (İran düğümü) ile yapılmıştır. Desenleri çok ince ve zengin olduğu için uçları birbirine daha yakın olan İran düğümü tercih edilmiştir. Düğümler yün ve pamuktandır, ipek düğüm yoktur. On yedinci yüzyıldan itibaren Anadolu’da seccadeler geniş ölçüde ortaya çıkarak halıların önemli bir grubu haline gelmişlerdir. Saray halıları cinsinden seccadeler de yapılmıştır. Saray halılarıyla aynı teknik ve özellikte yapılmış yeşil mihrap zeminli bir seccade İstanbul işi diye Sultanahmet Camii’ne vakfedilmiş ve hep bu isim altında tanınarak oradan Evkaf Müzesi’ne alınıp aynı isimle envan-tere geçirilmiştir. Bunun çok iyi muhafaza edilmiş diğer bir örneği Berlin Müzesi’nde bulunmaktadır ve 1610 tarihlidir. İstanbul seccadesi ise Sultanahmet Camii’nin tamamlanması tarihinde (1617) mihrabın önüne konulmak üzere buraya vakfedilmiştir. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde bulunan Kâbe motifli kahverengi bir seccade Osmanlı Saray Halılarının on sekizinci yüzyıl ortalarına kadar devam ettiğini açıkça gösterir [2].

1850 yılından sonra Sultan Abdülmecid Dolmabahçe Sarayına yerleşmesiyle yeni saray için en güzel halıların üretilmesini ister; bu amaçla Hereke şehrinde büyük çaplı halı atölyeleri kurulur. Dünyanın en sık dokunmuş halılarından bazıları Dolmabahçe sarayı için yapılır. Bu 160 yıllık halılar halen Dolmabahçe sarayının odalarını ve salonlarını süslemektedir [3]. Bu vesileyle de Hereke yöresi de halıcılıkta bir marka haline gelir ve günümüz halı sanatına da imzasını atar. Anadolu da yaşayan yörüklerin son temsilcileri için de dokumacılığın kültürlerinde önemli bir yeri olmuştur. Günümüzde Yörük kilimleri zorlu yolculukları ve göç hikayelerini anlatmaya devam etmektedir. Bu kilimlerde kullanılan kök boyalar da yörükler tarafından hazırlanmaktadır. Büyük bir sabır ve titizlik gerektiren rağmen dokumacılık ve boyama sanatı azalsa da zorluklara rağmen günümüzde de yaşatılmaya çalışılmaktadır; bu da Anadolu insanı’nın kültüre ve geleneklere bağlının bir göstergesi olarak tanımlanabilir. Günümüzde halıcılığın kalbinin attığı şehirler arasında İstanbul Kapalıçarşı, Hereke , Aydın’da Efes ve Kuşadası, Kayseri’ de Kapadokya Bölgesi, Antalya’da Kaleiçi, ve ünlü Gaziantep pasajları gelmektedir. Son dönemlerde halıcılık modern zamanların hızlı tüketim anlayışına yenik düşmekte ve maalesef halıyı dokuyan insan sayısı gittikçe azalmaktadır. Ayn zamanda , halı işçiliği maliyetinin de her geçen gün artması nedeniyle üretim; iş gücünün daha az ve ucuz olduğu Hindistan ve Çin’e kaymaktadır. Günümüzde Türk halıcığının markaları olan Hereke ve Ege bölgesinin halıları üretim azlığı nedeniyle çok nadir ve pahalıdırlar. Yünden dokunan geometrik desenli Anadolu halılarının bulunması çok daha kolay ve hesaplıdır. Doğru halıyı gerçek fiyatına satın almak mücevher almak gibi belli bir bilgi ve uzmanlık gerektirir. (Şekil 1)

2. DOĞAL BOYALARIN TARİHİ

Bir ata sanatı olan dokumacılık, Anadolu’da bitkisel boyacılıktan ayrı düşünülmemelidir. Anadolu’da genellikle kadınlar boya bitkilerini ustaca kullanarak boyarmaddeleri kendileri elde etmiş ve lif, iplik, kumaşları boyamışlardır. Cami, mescit ve türbelerde korunan ve müzelerde sergilenen en az birkaç yüzyıllık tarihi olan halı ve kilimler arasında boyacılık bakımından önem taşıyan orijinal ve değerli eserler bulunmaktadır. Türk toplumuna ait dokuma bulgularında izlenen renk bilinci Anadolu Prehistorya döneminde de izlenmektedir. Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait renklendirme yöntem ve bilgileri şer’ i mahkeme sicilleri ile arşiv vesikalarında görülmektedir. Çeşitli yörelerde bitkisel boya tarımının yapıldığı ve hatta yurtdışına satıldığı kayıtlarla belgelenmektedir [4].

Bitkisel boyacılığın çok eski tarihlerde kullanıldığını bizlere kanıtlayan en önemli kalıntılar bu boyalar ile boyanmış dokuma parçalarıdır. Renkli ipliklerin kullanımına ait en eski bilgi, çok eski eserlerin günümüze kadar korunduğu ve günümüze ışık tutan bir bölge olan Çatalhöyüktür. Gün yüzüne çıkarılan dokuma parçaları arasında özellikle kökboya (Rubia tinctorium) ile boyanmış olduğu sanılan kırmızı işlemeli bir bohça bulunmuştur. Ayrıca bu dokumaların bulunması içinde boya yapılan bütün alet ve malzemeleri barındıran boya atölyelerinin varlığını da kanıtlamıştır. Oldukça profesyonel ortamlarda bitkilerden boya elde edildiği; dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda bulunan M.Ö.12.yy.’a ait dokuma parçalarında da görülmektedir [5].

Ayrıca M.Ö. 3000 tarihine ait bir Çin kaynağında bitkisel boyalardan söz edilerek Mısırda orta Krallık döneminde sadece boyaların elde edilişleri değil, mordan maddelerinin dahi bilindiği belirtilmektedir[6]. Herodot’a göre eski Yunanlılar boyacılığı biliyor ve uyguluyorlardı. Havaciva (Alcanna tinctoria), meşe (Querqus) ve ceviz (Juglans regia) eski Yunanlılarca bilinen bitkisel boya maddeleriydi. Yine eski Mısır mumyalarındaki sargıların aspir (Carthamus tinctorius) çiçekleriyle boyandığı bilinmektedir. Bu bakımdan bitkisel boyacılık sanatı dokumacılık sanatı ile başlamış ve ona paralel olarak gelişmiştir.

Önemli bitkilerden olan kökboya boyacılık tarihinde “Türk kırmızısı, Edirne kırmızısı, Alizarin, Lizarin adlarıyla da tanınmaktadır [6].

Eskilerde çok geçerli olan alizarin boyasının ilk kez Orta Doğu’ da bazı bitkilerin köklerinden elde edildiği bilinmektedir. Bir başka boya bitkisi olan safranın Anadolu’da 3500 yıldan beri tarımı yapılmaktadır. Tokat’ta yetişen safranın Hindistan’a kadar dış satımının yapıldığı belirtilmektedir. Safranbolu kasabası ismini yörede bol miktarda yapılan safran tarımından almıştır [6]. Osmanlılar zamanında Bursa, İstanbul, Edirne, Tokat, Kayseri, Konya gibi dokumacılığın geliştiği illerde bitkisel boyacılıkta çok gelişmiş ve uygulanmıştır. Bu önemli boyacılık merkezlerinden başka yöresel ihtiyaçları karşılamak amacıyla Anadolu’nun hemen her tarafında boyacılık yapılmış ve özel kurulmuş boyalık ve cehriliklerde geniş ölçüde boya bitkileri yetiştirilmiştir. Günümüzde de bazı yörelerimizde “Cehrilik”, “Boyalık” gibi adlarla anılan yerlerin bulunması bu görüşü doğrulamaktadır. Bu bakımdan özellikle bitkisel boyalarla boyama; Türk halı, kilim, cicim ve kumaşların dokunmasında kullanılan iplikleri boyamada başvurulan yaygın bir teknik olmuştur. Aşağıdaki tabloda Türkiye’de bitkisel boyamacılıkta en fazla kullanılan bitkilere ve renklerine yer verilmiştir. (Tablo 1)

3. DOĞAL BOYALARIN ÖNEMİ

Doğal boya bitkileri çevre kirliliği oluşturmayan, toksik ve kanserojen olmayan özellikle de yıllık veya iki yıllık bitkilerdir. Hatta hayvansal kökenli boyar-maddelerin bazı özellikleri bitkisel boyar-maddelerden daha üstün olmasına rağmen son yıllarda kullanılması tercih edilmemiştir. Bunun nedeni ise temiz teknoloji ve çevreye duyulan önemden gelmektedir. Kullanılan boya bitkilerinin birçoğu geçmişte olduğu gibi günümüzde de tekstil boyamanın yanı sıra ilaç, kozmetik ve gıdaların renklendirilmesi gibi farklı alanlarda da kullanılmaktadır. Bu kapsamda kullanılan bitkilerin birçoğu bitki çayları ile aynı veya ayrı etken maddelere sahiptirler. Boyamada kullanılan bu bitkiler antioksidan, antibakteriyel ve antimikrobiyal maddeler içermektedirler. Bu boya bitkileri genellikle bir yıllık veya iki yıllık bitkiler olmaları ve bir yıl içinde toplanmadıkları zaman kuruyarak toprağa geri dönmektedirler. Doğal boyamacılıkta kullanılan bitkiler o yörede doğal olarak yetişen bitkilerdir. Bunlar toplandıktan sonra boyama için kullanılırlar. Bitki artıkları ise bir yıldan daha kısa bir sürede doğal gübre olarak tekrar toprağa karışır. Kısacası bu bitkiler ister kullanılsın isterse kullanılmasın bir yıl sonra tekrar kendiliğinden yetişmektedir. Bu nedenle bu bitkilerin kullanılmaması heba olup gitmesi anlamına gelmektedir. Doğal boyamacılık da birçok metal tuzları kullanılmasına rağmen son yıllarda, toksik, kanserojen ve çevre kirliliğine yol açmayan metal tuzlarından yalnızca alüminyum ve demir şapları kullanılmaktadır. Öteki metal tuzlarının daha çok renk seçeneği olmasının yanında toksik, kanserojen ve çevre kirliliğine neden olmaları kullanımlarını engellemektedir. Doğal boyamacılık kapsamındaki boyamalarda kullanılan yöntemler geçmişten günümüze kadar geleneksel olarak kullanılmış yöntemlerin standart hale getirilerek yeniden güncelleştirilmesidir [7].

4. DOĞAL BOYAMACILIKTA MORDANLAMA VE BOYAMA YÖNTEMLERİ

4.1 Mordanlama

Mordanlı Boyama Yöntemleri
Doğal boyarmaddelerin büyük bir çoğunluğunda mordanlı boyama yöntemi kullanılır. Bu tür boyamalarda boyar-madde direk olarak elyafı boyamaz veya elyaf üzerinde boyarmaddenin kalıcılığı zayıf olur. Mordanlama yöntemi kullanılacak boya bitkisine göre gerçekleştirilir. Tekstil elyafını doğal boyarmaddelerle boyamak için kullanılan bir ön işlem gerekmektedir. Metal veya metalleri ya da maddeleri tekstil elyafına bağlama işlemine mordanlama, bu amaç için kullanılan maddelere de mordan maddeler denir. Mordan maddeler olarak suda çözünen metal tuzları kullanıldığı gibi zayıf asit veya baz özelliği gösteren maddeler de kullanılabilir. En önemli mordan maddeleri şap [KAl(SO4 )3 .12H2 O], demir şapı (FeSO4 .7H2 O), bakır şapı (CuSO4 .5H2 O), SnCl2 .2H2 O ve şarap taşı gibi maddelerdir. Doğal boyarmaddelerin büyük bir çoğunluğu mordanlı boyama sınıfa girer. 1) Boyanacak tekstil elyafı miktarı belirlenir. 2) Mordanlama banyosu içerisine yeterli (elyafın üstünü örtecek) miktarda su konur. 3) Mordan maddesi miktarı tartılır ve mordanlama banyosu içerisine ilave edilerek karıştırılır. 4) Mordanlama banyosu ısıtılmaya başlanır. Bu sırada mordanlanacak tekstil elyafı mordanlama banyosuna ilave edilir. 5) Mordanlama işlemi 80 °C – 100 °C’e sıcaklıkta 1 saat sürede gerçekleşir. 6) Elyaf mordanlama banyosundan alınarak sıkılarak açık havada kurumaya bırakılarak mordanlama işlemi tamamlanmış olur.

4.2 Boyama

Doğal boyamacılık mordanlı boyama, küp boyama ve direk boyama yöntemleri ile yapılır. Boyama işlemi: 1) Boyanacak tekstil elyafı miktarı (mordanlı veya mordansız) belirlenir. 2) Boyama banyosu içerisine yeterli (elyafın üstünü örtecek ) miktarda su konur. 3) Boyar-madde miktarı tartılır ve boyama banyosu içerisine ilave edilir. 4) Boyama banyosu ısıtılmaya başlanır ve boyanacak tekstil elyafı boyama banyosuna ilave edilir. 5) Boyama işlemi 80 °C – 100 °C ‘e sıcaklıkta 10 ile 60 dakika sürede gerçekleşir. 6) Elyaf boyama banyosundan alınarak durulanır, yıkanır ve sıkılarak gölgede kurumaya bırakılır. Boyama işlemi tamamlanmış olur.

4.3 Boyarmadde Analiz Yöntemleri

İTK (ince tabaka kromatografisi); Kromotografik analiz yöntemlerinden İTK (ince tabaka kromatografisi) son derece basit, ucuz ve analiz süresi kısa bir yöntemdir. Bir evin mutfağında yapılabilecek düzeneklerden ibarettir.

HPLC (yüksek basınçlı sıvı kromotogafisi) ve HPLC- MS (yüksek basınçlı sıvı kromotografisine bağlı kütle spektroskopisidir).
Bunlar ileri teknolojik cihazlardır. Bu cihazlarla yapılan analizlerde daha az miktarlarda örnekle, daha doğru sonuçlar elde edilir. Fakat analiz aşaması uzun ve son derece karmaşıktır. Analizlerin değerlendirilmesi uzmanlık ister.

Spektroskopik yöntemler;

Spektroskopi de ileri teknoloji cihazlardır. Özellikle analiz edilen örnekte tek boyarmadde varsa, kısa bir zamanda doğru sonuca varılır. Analizlerde küçük miktarlardaki örneklerle çalışılması bir avantaj olmasına rağmen, eğer bir örnek birden çok boyar-madde içeriyorsa ve analizler iyi yorumlanamaz ise yanılgılara neden olabilir.

Özel yöntemler;

Özel yöntemler ise son derece basit işlemler olup, kullanılan boyar-maddelerin tanınmasında bazı kimyasallar kullanılarak, renk değişimi, farklı çözücülerdeki davranışlarına bakılarak ön değerlendirme yapılabilir. Örneğin bir halının mavi renginin indigo boyar-maddesi ile boyanıp boyanmadığını, anlamak için, cam bir kaba asetik asit veya sirke konur içerisine mavi renkli örnek ilave edilir. Isıtılmaya başlanan örnekteki mavi renk sirkede çözünmüş ise bu durum indigo ile boyanmış, aksi durum ise indigo ile boyanmamış olduğunu gösterir [8].

SONUÇ

Türk el dokuması halıları’nın her yönüyle kalitesini yükseltmek ve dünyadaki eski yerini kazandırmak için ipliklerin boyanmasında bitkisel boyaların kullanılması önemlidir. Dokumada kullanılan teknik, hammadde, desen geleneksel olsa bile renklendirmede kullanılan boyanın kimyasal olması geleneksel halının değerini düşüren bir faktör olmaktadır. Bu nedenle bitkisel boyacılığın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması çok önemlidir. Türkiye boya bitkileri potansiyeli bakımından önemli bir floraya sahiptir. Bu boya bitkilerinin yöresel ve bilimsel yöntemlerle boyacılıkta kullanılması, elde edilen renklerin belirlenmesi bitkisel boyacılık geleneğinin yaşatılmasıyla mümkün olacaktır. Türkiye’de tarihi çok eski olan bitkisel boyacılık sanatını günümüzde yeniden canlandırmak ve geliştirmek amacıyla birçok çalışmalar ve projeler yapılmıştır. Bu ata sanatının devamı için yapılan bilimsel çalışmalarda üniversitelerin de payı büyüktür. Halen yöresel olarak yapılan bitkisel boyacılığın geliştirilmesi geleneksel Türk el dokuması halı ve kilim ipliklerinin boyanması açısından çok önem taşımaktadır. Bitkisel boyalarla boyanan ipliklerle dokunan halı ve kilimlerin turistik açıdan önemli olması, iç ve dış piyasada beğeni kazanması bu sanatı geliştirme çalışmalarını olumlu yönde etkilemiştir. Türkiye’de özellikle kırsal kesimde yapılan dokumalara talebin artması, bu dokumaların folklorik ve yerel özelliklerinin yanında boyamanın doğal bitkiler kullanılarak yapılmış olmasından da kaynaklanmaktadır. Elde edilen bu renkler; gözü yormayan, pastel ve doğaya yakın tonları ile halı ve kilimlere yansımış ve insanoğlunun günlük yaşamında görmek istediği rahatlatıcı unsurlar haline dönüşmüştür. Günümüzde 36 değişik yörede dokunan halılar ağırlıklı olarak Anadolu kadınının elinden çıkmaktadır. Geleneksel motiflerden fazla uzaklaşılmasa da, kadınlar kendi yorumlarını kattıkları halılarda bu kültürün devamlılığını sağlanmaktadırlar. Diğer taraftan da ülkede yetişen halı tasarımcıları daha modern bir yaklaşımla Türk halıcılığını dünya çapında temsil etmeğe devam etmektedirler.

REFERANSLAR: 1. http://www.edebiyatvesanatakademisi.com/hali-kilim-giysi-dokuma/Turklerde-hali-sanati-prof-dr-serare-yetkin-19121.aspx. 21 Ağus-tos 2016. 2. http://www.turkosfer.com/turklerde-hali-sanati/. 29 Kasım 2015. 3. https://serhatengul.com/anadolu-turk-halilarinin-muhtesem-tarihi/. 16 Mayıs 2016. 4. Harmancıoğlu, M., (1955). Türkiye’de Bulunan Önemli Bitki Boyalarından Elde Edilen Renklerin Çeşitli Müessirlere Karşı Yün Üzerinde Haslık Dereceleri. Ankara Üniversitesi Yayını: 77/41. A.Ü. Basımevi. 210 s. Ankara. 5. Barber, E.J.W., (1992). Prehistoric Textiles, Princeton University Press. 6. Uğur,G., (1988). Türk Halılarında Doğal Renkler ve Boyalar. İş Bankası Kültür Yayınları, Yayın No:289, Sanat Dizisi:42, Ankara. 7. Karadağ R. (2007). Doğal Boyamacı-lık, sayfa 11, İstanbul. Kültür ve Turizm Bakanlığı. 8. Karadağ R. (2007). Doğal Boyamacılık, sayfa 11-14, İstanbul. Kültür ve Turizm Bakanlığı.

İnceleyin

Koronavirüs sonrası ekonomi senaryosu

Toplum sağlığıyla birlikte ekonomiyi de etkileyen Koronavirüs salgını, etkisini yitirdiğinde dünyayı yeniden şekillendirecek. Bugünlerde karantina ...