Osmanlı’dan günümüze çocuk modası

S. Çiğdem Koçak Nişantaşı Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü İstanbul

ÖZET

Moda, tıpkı ebeveynlerde olduğu gibi çocuklar için de iletişim kurma ve benlik oluşturmada önemli bir etkendir. Çocukların yaşları büyüdükçe tarzlarını yansıtabilme ve beğenilerini ifade edebilme özellikleri de gelişmektedir. Çocuklar için kendilerini ifade etmenin ve sosyalleşmenin önemli bir aracı olan moda; mekân, zaman ve sosyal olgulara göre değişim göstermektedir. Çocuk modasının geçmişten günümüze önemini vurgulamak amacı ile Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet sonrası çocuk giysileri Nişantaşı Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarım bölümü öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından koleksiyon haline getirilmiştir. Bu çalışma sayesinde; kaynaklara bağlı kalarak tarihsel süreçte çocuk giyim kültürümüz yansıtılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, moda, kültür

ABSTRACT

Fashion is an essential factor for children in order to advance their communicating skills and for their self-realization. As children grow up, they improve their abilities to reflect their style and to express their tastes. Fashion, which is a significant medium for children to become socialized and to express themselves, differs according to location, time and social facts. In order to emphasize the importance of child fashion from past to present, a collection of Turkish Republic and Ottoman period children’s clothing was produced by faculty members and students of the Department of Textile and Fashion Design in Nişantaşı University. By virtue of this study, our child clothing culture has been reflected in its historical process by adhering to resources. Keywords: child, fashion, culture

1. GİRİŞ

Çocuk, Türk sosyal hayatının gözbebeği ve varoluşun odak noktasıdır. Çocuk, aile, toplum ve hatta devlet için geleceğin teminatı olarak görülür. Toplumun değerlerini sonraki kuşaklara taşıyacak olan tek unsurdur. Kültür değerleri insanla taşınır ve onunla geliştirilir. Dede Korkut Hikayelerinde, çocuk, geleceğin teminatı olarak gösterilmektedir. Toplumun değerleri ile gelecekte yaşaması, yetiştirilecek olan bireylere bağlıdır. (Kuç, 2011:11) Çocukların duygu ve düşünce dünyaları dilsel ve görsel iletilerle zenginleştirilir ve yoğun izler bırakır. Çocuğun giyim kültürü, onun benliğinin oluşmasında büyük önem taşımaktadır. Yer ve zaman koşullarıyla tanımlayabileceğimiz görsel bir iletişim aracı olan moda, ülkelerin ve kişilerin kimliklerini oluşturmaktadır. Bu nedenle özellikle günümüzde çocuk giyimi, moda endüstrisini oluşturan başlı başına zengin bir sektördür.

2.OSMANLI’DA ÇOCUK MODASI

Osmanlılarda kadın, erkek ve çocuk kıyafetleri; şalvar, gömlek, iç ve dış kaftanından oluşmaktaydı. Ölçüleri dışında kumaş ve kesimlerinde fark yoktu. Topkapı Sarayı Padişah Elbiseleri giyim koleksiyonu bizi bu konuda aydınlatacak önemli bir birikimdir. Koleksiyona terzilik ve moda açısından bakıldığında gerek saray arşivinde gerek elbiseler üzerine iliştirilmiş etiketlerde önemli ipuçlarına rastlanmaktadır. Bu dokümanlar 15.- 16. yüzyılda az olmasına karşın 18. yüzyılda kendini hissettiren Batılılaşma hareketleriyle beraber artmaktadır. Hanzade Sultan’ın çocukluk kaftanı, kutnu kumaştan, sarı, mavi, krem, siyah renklerle yollu desenlidir. İçi pamukla kapitoneli, kalın, kışlık bir giysidir. Padişah bu kaftanı çocuk için koyu bulmuş ve terziye çıkışmıştır. Kızgınlığı giysinin göğsü üzerine iliştirilmiş etikete yansımıştır; “… niçin kaftanları çirkin dikersiz, bunu nasıl insan giyer, bu kara çakşırları kim giyer, al kumaş yok mudur, ak atlas yok mudur?” TSM. 13/275). (Tezcan, 2013:95-96)

Osmanlı Çocuk giysilerinde genelde ipek, ipek metal (altın tel) karışımı ve pamuk hammaddeli kumaşlar kullanılmıştır. Astarların bütünü bez diye nitelenen pamuk kumaştandır. Zıbın, entari ve kaftanların beden kesimi arka ortası dikişsiz, etek ucu yırtmaçlı, omuzları dikişsiz, yanlara parça eklenen ve ön ortasına üçgen parça eklenen düz kesim tekniklerinin kullanıldığı söylenebilir. Kol kesim teknikleri içinde düz kare kol ve yaka kesim teknikleri içinde birinci sırada hâkim yaka tekniği, ikinci sırada “0” yakanın daha çok tercih edildiği görülmektedir. Giysilerin kolu düz kare takma koldur. Genelde kısa kollu olanlara törenlerde takmak üzere seyyar takma kollar hazırlanmıştır ve kısa kolların kol ağızlarının önü içe doğru oyuntulu olup pervazlıdır. Şalvar ve çakşırlar daha çok boyuna kesikli, yanları dikişsizdir. Ayrıca çakşırlarda ön-arka ortada (belinde) yırtmaç olduğu tespit edilmiştir. (Kuç, 2011: 245-246)

Osmanlı’da giyim-kuşam geleneğinde Batılılaşma, ilk olarak askerî kıyafetlerde başlamış, daha sonra erkek modasına ve en son olarak da kadın ve çocuk modasına yansımıştır. (İpek, 2009:64) Modernleşme olgusu, varlığını ve gelişimini teknolojik buluşlara, atılımlara, girişimlere, yeniliklere borçludur. Osmanlı’da modernleşme düşüncesi, Tanzimat dönemiyle, toplumsal düzene yeni bir “nizâm verme/ düzene koyma” olarak siyasal ve toplumsal alanlarda uygulama alanı bulurken Osmanlı kadınını ve erkeğini yeniden biçimleyen en önemli güç, yaşanan giysi değişimleri olmuştur. Osmanlı’da, öncelikle üst düzeyde, yönetici sınıfının kabul ettiği modern giyimin üretimi, satışı, neredeyse tümü yabancıların mülkiyetindeki “Bon Marché” nitelikli mağazalardan sağlanmaktadır. İstanbul, İzmir, Selanik, Beyrut ve benzeri Osmanlı kentlerinde, Avrupa’da dikilen, günümüzdekine çok benzeyen, hazır giyim olarak üretilen, kadın, erkek, çocuk, subay, memur yanında hemen herkese seslenen giysileri satan mağazaların çokluğu dikkat çekicidir. (Sağduyu, 2014:176)

3. CUMHURİYET’İN İLANINDAN SONRA ÇOCUK MODASI

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Resimli Ay dergisi, kadınlara mevsimine göre elbise, çarşaf, başlık ve şapka modelleri fotoğraf ve çizgi resimlerin yanında şıklığı tamamlayan makyaj ve aksesuar konularında geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmaya çalıştı. Kadının iş ve sosyal hayatta daha görünür hale gelmesiyle değişen giyim-kuşamı, şıklık, modernleşme ve millileşme kavramları arasında şekillendi. Görsel basının ve kitle iletişim araçlarının günümüzden farklı olduğu ve toplumsal hayata yönelik inkılapların sürdüğü 1920’li ve 1930’lu yıllarda dergilere yansıyan kıyafetler sosyal tarih açısından önemli bir konudur. Resimli Ay, sadece kadınlar için kıyafetler tasarlamamış aynı zamanda çocuklara da bazı modeller sunmuş ve bu modellerin nasıl dikileceğini açıklamıştır. Çocuk elbiselerine ilişkin verilen bilgilerde; oğlan ve kız çocuklarının elbiselerinden oyun için kullanılacak elbiselere kadar birçok elbise bazı özellikleriyle tanıtılmıştır. Burada “biz çocuklarımızın elbiselerine gayet az ehemmiyet veririz. Onların da bizim gibi kibar ve zarif giymek ihtiyacında olduklarını zannederek çocuklarımızı ağır veya zarif ipekler içinde yaşatırız. Halbuki çocuk hayatta daha ziyade kendisini serbest bırakacak elbiselere muhtaçtır. Çocuklar bizim gibi elbisenin kirlenmesine, ütüsünün bozulmasına dikkat etmek mecburiyetinde kalırsa faaliyetini, cevvalliğini ve çocukluğunu kaybeder. Burada gösterilen numuneler çocuğa ait hem ev hem oyun elbiseleridir ve gayet basittir.” denilerek çocuğa uygunluk göz önüne alınmış, ailelere en ideal çocuk elbisesi seçimleri öğütlenmiştir. Bu öğütler arasında; çocuklara yün elbise yerine keten veya basmadan yapılmış, oyuna uygun hareket fırsatı veren, çocukların sevebileceği desen ve işlemeleri bulunan elbiseler önerilmiştir. Dergide çocukların hoşlarına gidecek resim ve desenlerin Kadınları Çalıştırma Cemiyeti’nden alınabileceği ifade edilerek böylece çocukların hem milli, hem temiz ve zarif kıyafetlerle süslenebileceği belirtilmiştir. (Sarıkaya, 2012: 151,161,162)

Cumhuriyetten sonra 1920’li yıllardan başlayarak çocuk modasına göz atacak olur isek 1920’li yıllarda, kız çocukları için beyaz bebe yaka elbiseler çok revaçtaydı. Denizci tarzı giysiler hem kız hemde erkek çocuklar için vazgeçilmezdi. Büyükler için tasarlanan takım elbiselerin küçük modelleri de erkek çocuklar için yapılırdı. Aynı şekilde kız çocuklarının giydiği küçük kürk yakalı mantolar, uzun çay partisi elbiseleri 1920’lerin çocuk modasının, kadın ve erkek modasının küçük örnekleri olarak görülmekteydi. Ayrıca, kısa pantolonlar, tulumlar, yakadan büzgülü rahat elbiseler, yelekler, kasketler ve uzun kurdeleli hasır şapkalar bu yılların tipik giysi ve aksesuarlarıydı. 1930’lara gelindiğinde, küçük çiçek baskılı basit Aline elbiseler, tam kloş etekler, özel etkinlikler için hazırlanmış takım elbiseler, gömlekler, koyu mavi kot pantolonlar, eğlenceli renklerde tulum ve şapkalar giyildiği göze çarpmaktadır. Bu dönemde kovboy giysileri de çok popülerdi. Denizci giysileri ve yetişkinlerin giydiği tüm stillerin çocuk tasarımları 1930’larda da moda olmaya devam etmiştir.

1940’lar karpuz kollu, belden büzgülü, önden düğmeli, fırfırlı, dantel ve sutaşı ile süslü elbiselerin giyildiği yıllardır. Ekose ya da düz kumaşlarla dikilmiş askılı, plili etekler de bu dönemin karakteristik giysilerindendir. Beyaz bebe yakalar bu dönemde de çokça görülmüştür. Erkek çocuklar için askılı ya da kemerli kısa-uzun pantolonlar, gömlekler, kovboy ve askeri tarz tasarımlar, ekose ya da düz kumaşlı ceketler ve kasketler de bu dönemin giysileridir. 1950 de erkek çocukları rahat askılı pantolonlar veya tulum giymekteydi. Pantolon üstüne ekoseli gömlek veya çizgili kazaklar, takım elbiseler dönemin erkek çocuklarını yansıtmaktaydı. Kız çocuklarında ise çizgili, ekoseli kumaşlar ile bebe ve denizci yakalı, pilili, kloş etekli elbiseler ve tulum giyilmekte ve daha çok pamuklu ve kadife kumaş kullanılmaktaydı. 1960’lı yıllarda erkek ve kız çocuklarında denizci giysileri çok moda olmuştu. Kız çocuklarında ayrıca pastel renkli, aplikeli ve pilili etekler, elbiseler, denizci modasından kaynaklanan çizgili elbiseler giyilmekte ve özel yaka detayları kullanılmaktaydı.

1970’li yıllarda çocuklara daha lüks bir moda sunuldu. Polyester kumaşlar önceki yıllara göre daha fazla kullanılmaya başlandı. Erkek çocuklarında balıkçı yaka kazak, denizci yakalı gömlekler kullanıldı. Baskılı gömlekler, ekose yelekler, kadife ceketler, denim pantolon ve ceketler giyildi. Giysilere renk ve desen çeşitliliği geldi. Kız çocuklarında ise denim, kadife, örme elbise, nakış ve aplike modası alevlendi. Giysilerde baskılı kumaşlar ve patchwork, zengin renkler ile kullanıldı. Fırfırlı giysiler ve İspanyol paçalar dikkat çekiciydi. 1980’li yıllarda erkek çocuk giyiminde denim kumaşlar popüler idi. Video oyun karakterlerinden oluşan baskılı t-shirtler, kadife ceketler, çift pilili pantolonlar, yelekler, çizgili örme kazaklar, örme ceketler, denizci giysileri moda idi. Kız çocuklarında akrilik örme kazaklar, çiçek baskılı, ekoseli, fırfırlı giysiler, tulum, yüksek belli ve kuşaklı pantolonlar, denim ceket, etek, şort ve pan-tolonlar giyilmekteydi. 1990’lı yıllarda mühendisler tarafından sürekli geliştirilmeye çalışılan lif, kumaş dokuma, boyama, baskı ve apre teknolojisinin etkileri kumaş çeşitliliğine yansıdı. Kişiye özel tasarım ve dikiş, yerini konfeksiyon sektörünün hızlı üretimine bıraktı. Çocuk modası da gelişen ve değişen teknoloji ve yaşam karşısında sınırsızlaşmaya doğru hızla yol almaya başladı. Artık her çocuğun kendi modası ve tercihleri vardı. Bu doğrultuda, aileyi ve çocuğu tatmin edebilecek kalite ve tasarım özellikleri öncelik kazandı. Markalaşma ve beraberinde kalite standartları üzerinde duruldu.

4. ÇOCUK MODASININ TEKSTİL PAZARINDAKİ ETKİLERİ

Toplumsal ve kültürel açıdan çeşitlilik içeren bir yapıya sahip olan Türkiye’de ‘modern’ ve ‘geleneksel’ yaşam biçimleri bir arada yer almaktadır. Türkiye, özellikle 1950’lerden sonra hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir. 1950’de kentlerde yaşayan nüfusun payı %25 iken, 2000 yılında %65’e yükselmiştir. (Atak H., Çok F., 2010:46)

1900’lerden 1940‘lara kadar çocuklar, ailenin satın almasında etkili olmaları veya kendi paralarını akıllıca harcayabilmeleri için yüreklendirilmiş, 1950‘lerde ekonominin gelişmeye başlamasıyla birlikte çocuklar “tüketici pazarı” olarak tanımlanmış, 1980’lerle birlikte 5 yaşa kadarki çocukların markalar hakkında düşünmesi sağlanmıştır. Kitle iletişim araçlarıyla ve bu araçlardaki ticari mesajlarla çok erken yaşlarda tanışan sürekli bir izleyici olan çocuklar, daha küçük yaşlardan itibaren markalarla ilişki kurmakta, ürün tercihleri yapmakta ve algıladıkları dünya ile ilgili moda ve trendlere uyum sağlamaktadırlar. Geleneksel aile yapısının çok çocuklu formunun yerini az sayıda çocuğun aldığı çekirdek ailede azınlık durumunda olan yeni neslin temsilcileri, aile içindeki sayılarının azlığına karşın bir çeşit iktidar durumundadır. Evdeki bu azınlık iktidarları, geçmişe göre etkisi daha zayıf olan ebeveynlerinden bağımsız kararlar almakta, alınacak kararları yönlendirmektedir. Hanelerin tüketim ihtiyaçları bu iktidarın beğeni, ilgi ve isteklerine göre ortaya çıkmakta ya da mevcut ihtiyaçların karşılanmasındaki yönlendirmeleri, onay ve vetoları, yapılacak tercihleri şekillendirmektedir. Bugün çocuklar, satın alma sürecinin neredeyse her aşamasında güçlerini arttırırken, yalnızca kendileri ile ilgili ürün gruplarında değil diğer kategorilerde de söz hakkı elde etmiş bulunmaktadır. (Gülerarslan, 2011:129)

McNeal, çocukların tüketici gelişim süreçleri kapsamında 5 öğrenme sürecinden geçtiklerini belirtmektedir:

1. Gözlem: Bu evre çocuğun pazarla ilk etkileşime başladığı evredir. Aileler genellikle alışverişe giderken çocuklarını da birlikte götürmekte ve çocuk alışveriş ortamıyla bu dönemde duyumsal iletişim kurmaktadır. Bu dönem 2 aydan 24 aya kadar uzayabilmektedir. Bu dönemdeki çocuk için renk, şekil, ses ve kokular önem taşımaktadır.

2. Talepte Bulunma: Bu evrede çocuk bir şey gördüğünde el ile işaret etmekte veya sözle ailesinden talepte bulunmaktadır. Bu aşama çocukların ilk kez ticari kaynaklardan mallara sahip olmaya başladıkları dönemdir. Bu aşamanın ilerleyen dönemlerinde çocuk muhtemelen televizyon reklamlarının etkisi ile evde de spesifik ürünleri talep etmeye başlamaktadır.

3. Seçim Yapma: Bu evre çocuğun yürümeye başlaması ile 3-4 yaşlarında raflardaki nesneleri seçerek ve onları raflardan alarak ilk fiziksel ilişkisini yaşadığı ve seçimini yaptığı dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde satın aldıklarından %5’i giyecektir.

4. Yardımlı Alışveriş: Hemen hemen doğumla birlikte çocuklar düzenli olarak anne-babalarının ve diğer insanların malları satın alma karşılığında para verdiğine şahit olmaktadırlar. Bu gözlemlerle çocuk paranın anlamını öğrenmekte ve bu aşamada çocuk yardım alarak para harcamaya başlamaktadır. Bu aşama 5-6 yaşlarını kapsamakta ve bu dönemde çocuk mağazalarında bulunan malların ve paranın bir değişim aracı olduğunu anlamaktadır. Bu dönemdeki çocukların da satın aldıkları arasından %5’i giyecektir.

5. Bağımsız Alışveriş Yap-ma: Tüketici davranışlarının gelişiminde son aşama çocuğun anne-babanın yardımı olmaksızın alışveriş yapmasıdır. Bu aşama 8 yaş ve üzeri yaşları kapsamaktadır. Bu dönemde satın alınanlar arasında %7 giyecek ürünlerdendir. Çocuğun satın alma gücü arttıkça bağımsızlık hissi de artmaktadır. (Madran C., Bozyiğit S., 2013:89)

Ergenlik dönemindeki çocuklar ise etraflarında, özendikleri idoller gibi olabilen kişileri görmeyi istemektedir. Çocukluk döneminde oyun ve taklitle, ergenlik döneminde ise genellikle özdeşim yoluyla model edinen çocukların rol modelleri, sosyal gelişim sürecinde aile, okul, arkadaş çevresinden olabileceği gibi, kitlesel iletişim araçlarından ve özellikle televizyondan etkilenme ile de ortaya çıkabilir. Çocuklar erken yaşlardan itibaren kendilerine model aldıkları kişilerden etkilenmekte ve tüketime yönelik tutum ve davranışlarını model aldıkları kişileri gözlemleyerek şekillendirmektedirler. Özellikle de rol model olarak ünlü kişilerin marka tanıtımı, marka bilinirliği konusun-da çocuk ergenlerin tercihleri üzerinde etkili olmaktadırlar. (Sarıkaya N., Barutçu M., 44,61)

SONUÇ

Günümüz modasında giyimde aynılıkların değil, farklılıkların ifade edilebilmesi esastır. Giysi tarihimiz, sanatta farklı bir ifade aracı olan modaya ilham vermektedir. Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet sonrası çocuk giysileri Nişantaşı Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarım öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından önemsenerek koleksiyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Koleksiyonun yapım aşamasında, tarihi süreçte çocuklarımıza verdiğimiz değer somut bir şekilde incelenmiş ve kaynaklara bağlı kalarak çocuk giyim kültürümüz yansıtılmıştır. İster ellili ister iki binli yıllar, hangi zaman diliminde olursa olsun çocuk hep çocuktu. Fakat gerçek şu ki; günümüz çocukları, yaratıcılık ilkelerini biz büyüklerden çok daha başarılı uygulayabildikleri modayı var ettiler.

İnceleyin

İş Dünyasının Yeni Kabusu: Tükenmişlik Sendromu

Son yıllarda birçok çalışanın muzdarip olduğu “Tükenmişlik Sendromu” etkisini hızla artırarak, kurumsal zindeliğe engel oluyor. ...