Geleneksel malzemeye çağdaş dokunuşlar

Yrd. Doç. Dr. Ayşe Gamze ÖNGEN Nişantaşı Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı / İstanbul

ÖZET

Türk toplulukları giysilerinde, barınaklarında, kullandıkları birçok eşyada yetiştirdikleri hayvanların yünlerinden faydalanarak farklı tekstil ürünleri meydana getirmişlerdir. Yünün yapısal özelliği farklı iklimlerde kullanılabilme olanağı ve kolay taşınabilme özelliği; yüzyıllar boyunca insanoğlunun vazgeçilmezleri arasında yer alarak keçe sanatının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Keçe Orta Asya’ya özgü gelişim göstermiş ve en eski keçe örnekleri yine bu bölgelerde bulunmuştur. Çinlilerin “keçe diyarı” adını verdikleri bu bölgelerden IX. yüzyıldan itibaren batıya yönelen Türk boyları, keçe sanatının da yayılmasına neden olmuştur. Anadolu ve İran yaylalarını içine alarak batıda Balkanlardan Moğolistan’ın doğu sınırlarına kadar binlerce kilometreye yayılan bir alanda bu sanatın devamı sağlanmıştır. Keçecilik; Afyon, Balıkesir, Bigadiç, Manisa, Kahramanmaraş, Turgutlu, Tire, Ödemiş, Bergama, Soma, Konya, Akhisar, Kars, Erzurum, Urfa gibi merkezlerde geçmişten bugüne yaşamını sürdürmüş, geleneksel yollarla gelişen bir el sanatı olmuştur. Keçecilik sanatı “usta-çırak” ilişkisi ya da “babadan oğula” meslek bırakma geleneği ile sürdürülmüştür. Günümüzde kullanım alanları azalan keçenin birçok çeşidi olup, turistik ve hediyelik eşya üretiminde kullanılmaktadır. 21. yüzyıl lif sanatı olarak da tanımlanan keçe, günümüz sanat algısı içinde farklı disiplinlerdeki sanatçılar tarafından yorumlanmaktadır. Yünün yapısal özelliğinden faydalanan sanatçılar, gelişen teknoloji ve malzeme zenginliğini kullanarak farklı form ve teknikte keçe tasarımlar yapma olanağı bulmuşlardır. Böylelikle Dünya lif sanatı arasında yer alan geleneksel keçe sanatımız, günümüz Türk sanatçıları tarafından çağdaş tasarımlarıyla uluslararası arenada dikkat çeken eserler üretmektedirler. Böylelikle unutulmaya başlayan diğer el sanatlarımız gibi keçe sanatımızda Türk sanatçıları, üniversiteler ve Devletin desteği ile tekrar canlandırılarak, günümüz çağdaş sanatları içerisinde hak ettiği yeri almalıdırlar. Anahtar Kelime: Keçe Sanatı, Keçecilik, Lif Sanatı, Tepme Keçe, Yün, Çağdaş Sanat.

ABSTRACT

Turkish communities created various textile products for many items they use for their clothing, in shelters by making use of wool of animals they raise. Structural feature of wool is the ability to use at different climates and ease of portabilitycaused rise of the art of felt which became indispensable to the mankind for centuries. Felt was developed in Middle Asia and the oldest felt samples were discovered at these territories. Turkish clans which headed west from IXth century from territories called as “land of the felt” by the Chinese spread the art of felt. This art was maintained at an area sprawling over thousands of kilometers from Balkans in the west to eastern borders of Mongolia also including highlands of Anatolia and Iran. Felt making continued till today at centers such as Afyon, Balıkesir, Bigadiç, Manisa, Kahramanmaraş, Turgutlu, Tire, Ödemiş, Bergama, Soma, Konya, Akhisar, Kars, Erzurum, Urfa, it became a handcraft developed via traditional ways. The art of felt making was maintained with the relation of “master-apprentice” or tradition of handing over profession from “father to son”. There are many kinds of felt area of use of which diminished today; felt is used for manufacturing touristic and souvenirs. Felt which is also described as fiber art of the 21th century is interpreted by artist from various disciplines within the perception of art of today. Artists who make use of structural feature of wool found opportunity to make felt designs in various forms and techniques, using advanced technology and material wealth. The traditional art of felt which was included in World fiber art in this way is used by Turkish artists of today to produce works that attract attention at international arena with contemporary designs. In this way, the art of felt, like other handcrafts almost forgotten, should be revived again with support from Turkish artist, universities and State support and should take its rightful place within contemporary arts of today. Key Words: The Art of Felt, Felt Making, Fiber Art, Wet Felt, Wool, Contemporary Art

GİRİŞ

İnsanoğlu Neolitik çağda koyun, keçiyi evcilleştirmeyi öğrenerek, yünle tanışmışlardır. Zor geçen doğa koşullarına karşı koymak amacıyla, örtünme ve barınma ihtiyaçlarını, evcilleştirdikleri bu hayvanların yün veya kıllarından dokunmadan elde ettikleri yüzeyleri kullanmışlardır. Yüzyıllar boyunca kullanılan geleneksel tekstil sanatlarımızdan olan Keçe; “Yün ve keçi kılı gibi hayvansal doğal elyafın, dış tabakasını oluşturan üst örtü hücrelerinin (pulların) belirli ısı, nem ve basınç altında, sıcak ve kaygan bir ortamda sürtünerek birbirine kenetlenmeyle oluşan dokusuz tekstil yüzeyleri” olarak tanımlanmaktadır (Ergür, 2002:136). Bu çok kalın, kaba çözgüsüz kumaş olan keçe hayvansal liflerin nem ve basınç altında sürtünerek birbirine kaynaşması sonucu ortaya çıkmıştır. Gelişen teknoloji, sanat akımları ve malzeme çeşitliliğinden etkilenen Keçe Sanatı zamanla daha az tercih edilmeye başlanmıştır. Ancak son yıllarda özellikle Dünya tekstil sanatçılarının yünün yapısal özelliğinden faydalanarak keçeyi eserlerinde kullanmaya başlamaları, onların farklı form ve tekniklerde muhteşem yeni tasarımlar üretmelerine neden olmuştur. Orta Asya’dan Anadolu topraklarına gelirken birçok geleneksel sanatlarını da getiren Türkler, buradaki topraklardaki sanatlarla sentezlemişlerdir. Yaşamlarının hemen hemen her alanında kullan-dıkları keçeden yapılan fonksiyonel eşyalar, keçe sanatının günümüze kadar yayılmasını sağlamıştır.

1. TARİHSEL SÜREÇTE GELENEKSEL KEÇE SANATI

Anayurdu Orta Asya olan Türklerin yaşam biçimleri konar-göçer şeklinde olmasından dolayı en önemli ihtiyaçlarından biri barınak olmuştur. “Barınak olarak yuvarlak planlı ahşap karkasın üzerine serdikleri keçe örtüye Keregü, kerekü ve yurd adı vermişlerdir. Kalın keçelerle kaplanan bu çadırlar, eski çağlardan beri Türklerin en kutsal barınağı olmuşlardır” (Ergenekon,1999:25). Homeros’un İlyada adlı eserinde kullanılan “keçe” sözcüğü tekstil tarihi için en eski yazılı belge olarak görülmektedir( Dölen,1992: 369). Hitit kabartmalarında tasvir edilen tanrıları ve soyluların başlıklarında kullanılan keçe, Friglerin başlıklarında da görülmektedir. M.Ö. III. yüzyıla tarihlendirilen Pazırık Kurganı’ndan çıkarılan eserlerin arasında son derece detaylı çalışılmış keçeler bulunmuştur. “M.S. II. yüzyılda yaşamış olan Kaşgarlı Mahmut Divanü Lugat-it-Türk isimli eserinde Oğuzca keçe kelimesine karşılık olan “kiviz, küvüz, kidhiz, kiyiz” kelimelerin de geçmektedir. Orta Asya Kırgızistan’da “şırdak” adı verilen keçe, Malazgirt Zaferi’nin ardından Türk boylarıyla birlikte diğer el sanatlarıyla beraber Anadolu’ya gelmiştir “( Atis, 2009: 124). Orta Asya’dan, Anadolu’ya, Selçuklu Döneminden Osmanlı Dönemine kadar görülen Keçecilik Sanatını 18. yüzyılının ikinci yarısından sonra, gerilemeye başlamıştır. Osmanlı Döneminde başlıca Keçecilik merkezleri; Konya, İstanbul, Afyon, Balıkesir, Bigadiç, Manisa, Maraş, Sandıkla, Turgutlu, Tire, Ödemiş, Bergama, Akhisar, Diyarbakır, Çorum, Isparta, Uşak, Bursa, Tokat, Mardin ve Urfa olmuştur( Atis, 2009: 125). Cumhuriyet Döneminde de Keçe Sanatı Türkiye’nin farklı bölgelerinde üretilmeye devam etmiştir. 21.yüzyıl Türkiye’sinde tekstil sektöründe görülen teknolojik ilerlemelerle hammadde ve uygulama yöntemlerinin gelişimine neden olmuş ve dokuma kumaşlarının kullanım alanlarına göre çeşitliliği görülmektedir. Yine bu dönemde, keçe sanatının geleneksel yöntemlerle üretimine ve bu sanatı icra eden sanatçıların azalmasına neden olmuştur.

1.1. Keçenin Üretim Yöntemleri ve Kullanımı

Keçe; yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaşa denir. Yapağı veya keçi kılının dürülüp, kuvvetlice bastırılması veya dövülmesiyle elde edilen, “kepenek, çadır, çarık, külah ve döşeme örgüsü” yapımında kullanılan dokunmamış kaba kumaş olarak tanımlanmaktadır( Atis, 2009: 125). Keçenin ilk defa nasıl yapıldığı ve kullanıldığı hakkında kesin veriler yoktur. “Ağır bir dinkleme ve yıkama sonucu doku yapısı kaybolan ve yüzeyinde düzgün bir hav tabakası oluşan, iki ya da daha çok katlı yünlü kumaş olarak tanımlanan” (Ergür, 2002:136) keçe; “koyun, tavsan, deve, lama gibi memeli hayvanların yünleri ile tiftik keçisinin kıllarının su, sabun ve ısı yardımıyla oluşturulan alkali bir ortamda liflerin birbiri arasına girmesi ile elde edilen atkısız, çözgüsüz sıkıştırılmış tekstil örneğidir” (Topbaş ve Seyirci, 1987: 10). “Soğuk iklimli toplumlarda ısınma, sıcak iklimli toplumlarda serinliği sağlaması ve su geçirmezlik özelliğinden dolayı keçe, gerek saray gerekse halkın tercih etiği bir ürün olma özelliğini korumuştur” (Gür,2012: 1176). Keçe yapımında yay, tokmak, kalıp, kalıpleş, makas, sepki (çubuk), hasır sırığı, halat, su kabı, terazi, boya kazanı, süpürge, makas ve ocak gibi araç –gereçler ve teknikle uygulanan çok emek isteyen ve yapım aşaması uzun süren bir sanat dalıdır. Keçede kullanılan yünün Birinci kalite olması için Mayıs veya Haziran ayında koyuna kırkım yapılır. Keçe yapımında yünün üzerindeki pıtrak ve pislikler temizlenir ve elle ditme işlemi yapılarak yün yumuşatılır. Yay ve tokmakla veya tarak makinesi ile yün lifleri birbirinden ayrılarak keçe işlemine hazır hale getirilir. Kalıp adı verilen hasır yere serilir, elyaf dengeli bir şekilde zemin üzerine serpilir ve desen oluşturmak için motifler yerleştirilir. Yünlerin üzerine hafif ılık su ile ıslatılıp elyaf hasır kalıp ile birlikte rulo yapılır. Rulo yapılarak iple sarılan hasıra bir saat kadar “tepme” işlemi yapılır, uygulanan basınçla, liflerin birbirine kenetlenmesi sağlanır. Ardından hasır kalıp açılır ve ham keçenin “pişirme” aşamasına başlanır. Elle veya dirsekle yapılan bu işlem sıcak ve nemli bir ortamda, birbirine tutunmuş elyaf sıcak su, el veya dirsekle uygulanan basınç yardımıyla iyice kenetlenmesinin sağlanır. En son aşamada rulo açılır ve keçenin elyaf kalınlığı kontrol edilir, keçe yıkanır ve tekrar sıkı bir rulo yapılır “dizleme” daha sonra “kollama” adı verilen son işlem uygulanır. Rulo yere dik bir konumda bekletilip, içinde kalan suyun iyice süzülmesi sağlanır ve asılarak kurutulur. Keçenin kullanım alanı son derece geniştir. Motif ve renk açısından da çeşitlilik gösteren keçe daha çok kırmızı, mavi, lacivert, yeşil, mor, kahverengi veya hayvanın kendi yün renkleri ile oluşturulur. Keçe işlemeciliğinde en çok çiçek, baklava dilimi, dama, gül, badem, koçboynuzu, kafes, yıldız, kuş, cami, mihrap ve ibrik motifleri kullanılmıştır. İslam öncesi dönemlerin hayvan mücadeleleri, süvariler gibi gerçekçi anlatımların yanında, mitolojik hayvanlar da kullanılmıştır. İslamiyet’in kabulünün ardından koçboynuzu, kafes gibi stilize edilmiş motifler kullanılmaya başlanmıştır. Aynı zamanda düz renk keçe, üstüne işlemeler yapılarak da kullanılmıştır. Günümüzde ise “Islak keçe” yapımı ve “Kuru keçe” yapımı olmak üzere iki yeni teknik sayesinde geleneksel tepme keçe yapımı, kolaylaşmıştır. Geleneksel tepme keçe desen oluşturma teknikleri, günümüz keçeye uygulanan desen oluşturma tekniklerinden farklı değildir. Ancak sanatçıların keçe çalışmalarında ve hobi ürünü olan keçelerde farklı materyallerin ve desenlerin kullanılmasıyla unutulmaya başlanan keçe sanatını yeniden tercih edilmesine neden olmuştur.

2. GELENEKSEL KEÇE SANATININ ÇAĞDAŞ SANAT ALGISI İÇERİSİNDE YENİDEN YORUMLANMASI
Keçe sanatının tarihsel sürecine baktığımızda işlevsel özelliklerinin yanı sıra, estetik kaygı da güden bir sanat olarak karşımıza çıkmaktadır. Orta Asya’dan Anadolu topraklarına gelen Türkler bu bölgelerde var olan el sanatları ile kendilerine ait el sanatlarını sentezlemişlerdir. Böylelikle Selçuklu ve Osmanlı döneminde varlığını sürdüren Keçe Sanatı, Endüst-

ri devrimde görülen teknolojik gelişimlerle, tekstil ürünlerin de görülen gerek üretim aşaması gerekse hammadde ve malzemeler de çeşitlik göstermiştir. Geleneksel Keçe Sanatının hammaddesi hayvansal elyaftır. Ancak Endüstri Devrimine kadar sadece doğal elyafla üretilen eşyaları kullanan insan, en-düstri devrimle yapay ve sentetik elyafla tanışmıştır. Tekstil alanında görülen gelişimler, tekstile bağlı el sanatlarının da değişime neden olmuştur. Böylelikle Osmanlının son yıllarında ve Cumhuriyet Dönemin-de de varlığını sürdüren keçe sanatına olan ilgi gün geçtikçe azalmıştır. Günümüzde artık Keçe Sanatı geleneksel yöntemler yanında, bilimsel ve teknolojik gelişimlerle teknikler ve malzemelerin çeşitlenmesine neden olmuştur. Keçe sanatı sadece hammadde, teknolojik gelişimlerden etkilenmemiş bu uzun zaman içerisinde sanat akımları ve farklı disiplinlerle de etkileşim içinde olarak, sanatçıların birbirinden özgün eserler çıkarmasını kolaylaştırmıştır. Keçeyle çalışan Dünya sanatçıları teknolojik gelişmelere paralellik göstererek hayal güçlerini, yeteneklerini teknik ve malzemeye yansıtarak günümüzün çağdaş Keçe Sanatının sürdürebilirliğini sağlamış-lardır. Farklı disiplinlerdeki sanat dallarında olduğu gibi Keçe Sanatında da tasarımlar da; renk, form, doku gibi öğeler, tasarımın ilkeleriyle birleşerek yeni kompozisyonlar ortaya çıkmıştır. Tekstil sanatında dönüm noktası, Bauhaus Okuludur. İlk temsilcileri; Anni Albers, Otto Berger, Gunta Stözl’dür. Bu isimler, tekstil sanatına farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Artık malzeme, teknik ve sanatsal görüntü açısından, ön planda kavramsal yaklaşımlar ortaya çıkmış olmalarıyla tekstil sanatı geleneksel sanat kapsamın-dan çıkmıştır. Günümüzde değişik malzemeler, el işi ve makina teknikleri kullanılarak, üç boyutlu yada enstalasyon grubuna girmiş kavramlaşmış sanatsal eserler üretilmektedir. Sanatçı, kavramsal fikirle yorumladığı eserini üretirken, malzeme serbestliği, boyut ve teknik çeşitlilik onun çok yönlü çalışmasına olanak sağlamıştır. Keçe sanatını farklı tekniklerle kullanan sanatçılar yanında geleneksel yöntem-lerde farklı desen anlayışı içerisinde yorumlayan sanatçılarda bilinmektedir. Dünya da kavramsal keçe eserler üreten birçok sanatçı vardır. Bunlardan Avrupa ve Amerika’da keçe sanatı ile eser üreten birçok sanatçıdan bazıları ise; Andrea Graham, Mol-ly Williams, Janice Arnold, Marjolein Dallinga, Jorie Johnson, Lisa Klakulak, Andrea Graham, Jo Neil, Moira West, Gladys Paulus, Jenny Pepper, gibi birçok sanatçı farklı malzeme ve tekniklerde muhteşem eserler üretmektedirler. Birçok Türk keçe sanatçılardan bazıları ise; Belkıs Balpınar, Didem Atis, Esin Sarıoğlu, Filiz Otyam, Ülkü Tokatlı, Fırat Neziroğlu, Ali Yaldır, Haldun Acara, Gülcan Batur Elcivan, Ahmet Aytaç, Günnur Özsoy gibi sanatçılar farklı teknik, malzeme ve formda eserler üretmişler Türk keçe sanatını dünyaya çağdaş yorumlarla tanıtmışlardır. Gele-neksel keçe sanatını, günümüz çağdaş tekstil sanatları içerisinde yer almasında çok önemli rol oynayan keçe sanatçılarımız son yıllarda başarılı yapıtlarıyla ülke-mizi uluslararası platforma taşıyan son derece önemli yapıtlar ortaya koymuştur. Dünya ve Türkiye’de Keçe sanatını eserlerini ürütmede kullanan sanatçıların bazılarını tanıtırsak;

Molly Williams; çağdaş keçe tekstil sanatçısıdır. Genellikle insan vücudunu tasarımların-
da işleyen sanatçı geleneksel yöntemlerle eserlerini şekillen-dirmiştir. Afrika ve Türkiye’de çocukluğunun geçtiğini belir-ten sanatçı, annesinden dikiş tekniği öğrendiğini belirtir. Keçe heykeller yapmak için yün lifleri kullanan Williams bir seramikçi kil kullandığı şekilde lifleri kullan-dığını ve figüratif heykel eserler üretmektedir (Resim.1.).

Andrea Graham; geleneksel
ve modern keçe tekniklerini
bir arada getirerek yenilikçi bir yaklaşımla, yünü sihirli bir şekilde sanata dönüştürmüştür. And-rea tasarımlarında üç boyutlu organik malzemeler ile el yapımı keçeler ve alışılmadık malze-meleri birleştirerek çağdaş ve geleneksel teknikleri tasarımla-rında kullanmaktadır. Andrea, tasarımlarında büyüme ve çürüme döngüsünü sessizce dile getirmektedir (Resim.2.).

Joe Neil; Kuzey Batı İngiltereli bir keçe sanatçısıdır. Güzel Sanatlar bölümünde eğitim almış sanatçı, resim, grafiti, yağlı boya konu-sunda uzmanlaşmıştır. Sanatçı tasarımlarında keçeyi dikiş ve güzel sanatların tüm teknikleriyle ele almaktadır. Yaratma süreci genellikle fotoğraflar, günlük nes-neler ve kroki görüntüleri ile başlar. Jo Neil günlük hayatta kullandığımız sıradan nesnelerden ilham almaktadır. Sanatçı tasarımlarında lazer kesim keçeler, nakış ve yağlı boya kullanmaktadır. Neil, kullandığı nesnelerin görsel estetiğinin çok önemli olduğunu ve bunların güzelliğinin bazen basit ve günlük kullandığımız objelerin içinde keşfettiğini belirtmektedir ( Resim.3.). Gladys Paulus; Hollanda-Endonezyalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve Hollanda’da büyümüş olan, Gladys Güzel Sanatlar üzerine eğitim almıştır. Sanatçı, yün liflerinden yapılan keçenin basit ama bir o kadar sonsuz karmaşık bir ürün olduğunu vurgulamaktadır. Bu basitlik ve saflık tasarım için gerekli olan tüm elemanları içinde bulundurduğunu söylemektedir. Sanatçı; keçenin eşsiz, dokunulmamış bir tekstil ürünü olduğunu, Neolitik zamanlarda kullanıldığını ve son yıllarda tekrar canlanarak, bir sanat aracı olarak potansiyel bir tanıma ulaştığını belirtmektedir (Resim.4.).

Belkıs Balpınar; dokuma, keçe çalışmalarının yanında kilim tek-niği ve keçe tekniğini bir arada kullandığı eserler üretmiştir. Yün atkı ve çözgülerden oluşan kilim dokumalarını yine yünü kök boya ile renklendirerek oluşturduk-

ları keçe zemin üzerine aplike yöntemi eserlerinde kullanmıştır. Basit desenler yapmaya çalışan sanatçı, kuantum fiziğinden etkilenmiş, desenlerimde bir düz-lem üzerine dağılmış bir şekilde, çoğunlukla simetrik formlar da hareketli yüzeyler üretmiştir. Bal-pınar, siyah ve beyaz ve kökboya ile renklendirilmiş tasarımlarında kullanmıştır. Desen özelliği olarak iki boyutlu düzlem üzerinde de-rinlik ve üç boyut hissi uyandıran optik illüzyonlar kullanmış olup bu illüzyonları spiral formu ile desen üzerine aktarmıştır. Eserleri Vene-zula’dan Yeni Zelendaya kadar pek çok değişik ülkede özel kol-leksiyonlara girmiştir ( Resim.5.). Didem Atis ile yapmış olduğum röportajda; Geleneksel malze-meleri ve teknikleri, görsel tasarım öğeleriyle birleştirip, sembollerin renklerle ifadesi üzerine çalışan sanatçı; hem kirkitli dokuma, hem de keçe ile üretimler yapmakta

dır. Atis göre “Dünyanın en eski tekstil malzemesinin, günümüz dünyasıyla birleştirilmesi büyülü sonuçlar yaratıyor. Malzemenin esnekliği ve sonsuz hareketi hayal dünyamla birleşince, bir de alınan akademik eğitimin sonucunda; sorgulayan, birer mesaj taşıyan eserler çıkıyor. En önemlisi hayata geçen her bir eserle sonsuz mutluluk yaşıyorum” şeklinde eserlerini tanımlamaktadır ( Resim.6.).

Filiz Otyam; eserlerinde dokuma, keçe, nakış ve ge-leneksel dokuma tekniği kullanarak özgün formların-dan geleneksele göndermeler yapmaktadır. Sanatçı çağdaş yorumlarında bazen çok renkli, bazen de tek renkli bir anlayış sergilemektedir. Filiz Otyam Alman-ya, Belçika, Danimarka gibi ülkelerde de birçok etkin-likte ülkemizi başarıyla temsil etmiştir (Resim.7.) . Ahmet Aytaç ile yapmış olduğum röportajda; keçe çalışmalarında genellikle geleneksel yöntemlerle eserler ürettiğini belirtmiştir. Doğal elyaf olan yünün farklı renklerde boyanmış halini tasarımlarında kul-lanan sanatçı, esenlerinde Selçuklu motiflerini ve geleneksel motiflerin kullanmıştır. Ayrıca Aytaç’ın soyut keçe çalışmaları da vardır (Resim.8.).

Esin Sarıoğlu ile yapmış olduğum röportajda; ge

leneksel yöntemlerle ürettiği keçe çalışmalarında farklı teknikler kullandığını belirtir. Doğal elyafın ham rengini veya doğal boyalarla renklendirilmiş halini tasarımlarında kullanan Sarıoğlu desenle-rinde özellikle geometrik formlar ve geleneksel motifler kullandığını vurgulamıştır.

Günnur Özsoy; organik form ve üç boyutlu eserler üretmektedir. Sanatçı, alüminyum, bronz, polyes-ter gibi pek çok farklı malzeme kullanarak ürettiği formlarını, doğal kök boyalarla renklendirdiği keçe işleri bilinmektedir. Eserler tek başlarına kullanı-labildikleri gibi bir araya geldiklerinde de çeşitli düzenlemelere olanak sağlayabiliyor, hiçbir kural gerektirmeksizin yerleştirildiklerinde bir bütünü oluş-turabiliyorlar. Daha önceki işlerinde gördüğümüz pürüzsüz, parlak, kaygan, ışığı yansıtan yüzeylerin aksine yeni çalışmaları ışığı emen yüzeyleriyle izleyi-cilere adeta arkaik dönemi hatırlatıyor ( Resim.9.). Dünyada ve ülkemizde keçe sanatçıları tarafın-dan yeni teknik ve malzemelerle yorumladıkları keçe çalışmalarında bazen zemine desen olarak aplike yöntemiyle, bazen farklı tekstil yüzeylerle bir arada veya bazen sadece zemin olarak kulla-narak hem görsellik hem de işlevsellik açısından bu sanatı zenginleştirmişlerdir.

SONUÇ

Konar-göçer hayat yaşayan Türklerin en eski el sa-natlarından biri Keçe ve Keçeciliktir. Türkler keçeden yapılan örtüler, çizmeler, çadırlar, vb. ürünler kullan-mışlar ve böylelikle bu sanatın uzun yıllar kullanarak tercih edilmesini sağlamışlardır. Keçecilik sanatının zaman içerisinde unutulmaya başlanmasında en önemli etken Endüstri Devrimiyle gelişen teknoloji ve üretim aşamasındaki şartlarının güç olmasıdır. Dünya-da Güzel Sanatların farklı disiplinlerinde eserler üreten Türk ve Avrupalı, Amerikalı sanatçılar keçeyi, sanat eserlerinde yüzey veya malzeme olarak kullanmaları bu sanata verilmesi gereken değerin artmasına ve yayılmasına neden olmuştur. Günümüz Keçe sanat-çıları yünün yapısal özelliğinden de faydalanarak tasarımlarının sınırlarını zorlayan çağdaş sanat eserleri üretmektedirler. Keçeciliğin tanıtılmasında, yapılan sanatsal ve teknolojik gelişimlere önem vererek bilinçli bir şekilde desteklenmesi çok önemli olup bizden sonraki nesiller bu sanatı tanımaları önemlidir. Ayrıca ilgili kurumlar aracılığı ile devlet desteğinin sağlanma-sı, Üniversitelerin destek vermesi toplumu özendirilme-siyle keçe sanatı yaşatılmalıdır. Böylelikle kaybolan özgün Türk sanatlarımızdan olan Keçe Sanatını gibi diğer el sanatlarımız da koruma altına alınmalıdır.

KAYNAKÇA • BARIŞTA H.Örcün (2005), Türkiye Cumhuriyeti Dönemi Halk Plastik Sanatları, T.C Kültür Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, • BEGİÇ H. Nurgül, (2015), “Konya Müzelerinde Bulunan Keçe Ürün Örnekleri” idil 4.15 Cilt 4, Sayı 15, s.155-180. • DÖLEN Emre (1992), Tekstil Tarihi, Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Yayınları No. 92/1, İstanbul, s. 369. • ERGENEKON Cavidan Başar (1999), Tepme Keçelerin Tarihi Gelişimi Renk, Desen, Teknik ve Kullanım Özellikleri, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, s. 25. • ERGÜR, Atilla (2002), Tekstil Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi • GÜR, Sevim (2012). “Anadolu’nun Sanat Objesine Dönüşen Kültürel Değeri Keçe”. Batman Üniversitesi Uluslararası Katılımlı Bilim ve Kültür Sempozyumu, Batman, 1176-1181. • ÖZHEKiM, ATiS Didem (2009). “Keçenin Hikâyesi Ve Sanatsal Üretimler”. Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks, s:1, s.123-133. • TOPBAŞ Ahmet – SEYİRCİ Musa, “Keçe”, 2. Uluslararası El Sanatları Sempozyumu Bildirileri, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları, İzmir 1982, s. 127. Elektronik Ortamdaki Kaynaklar • GRAHAM Andrea, http://www.andrea-graham.com/, 2016 • Textile Art.com, http://www.textileartist.org/5-contemporary-felt-textile-artists/.2016 • WİLLİAMS Molly, http://www.textileartist.org/memory-and-metap-hor-molly-williams/2016 • Özsoy Günnur, (http://pgartgallery.com/Gunnur-Ozsoy, 04.03.2016) • Otyan Filiz. (http://www.fikretotyam.com/sergi-leri,12.02.2016) • PAULUS Gladys, (http://www.textileartist.org/5-contemporary-felt-textile-artists/ 2016). • NEİL Joe, (http://www.textileartist.or-g/5-contemporary-felt-textile-artists/ 2016). Röportaj • Esin Sarıoğlu, 2016 • Didem Atis, 2016 • Ahmet Aytaç, 2016.

İnceleyin

İş Dünyasının Yeni Kabusu: Tükenmişlik Sendromu

Son yıllarda birçok çalışanın muzdarip olduğu “Tükenmişlik Sendromu” etkisini hızla artırarak, kurumsal zindeliğe engel oluyor. ...