Elektronik Çöplük

Geçen ay medyamızda dünyada ki milyarderlerin listesi yayınlandı. Bu sayede milyarder sayımızın hatırı sayılır bir rakama ulaştığını öğrendik.

Milyarder sayımızla Avrupa ülkeleri arasında Almanya’dan sonra ikinci sıradaymışız. Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika, hatta dünyanın kasası sayılan İsviçre bile gerimizde. Sevinmek mi gerek, üzülmek mi? Bilmiyorum. Çok tüketen bir ülke olduğumuz acı bir gerçek. Kredi kartına on küsur taksit, sıfır peşinatla otomobil, olmadı ev satışları. Kredi kartınızla bir yılı aşkın vadeyle taksitli alışveriş yapmanız mümkün. Dış ticaret açığımız on yıldır rekor kırıyor, Bir satıp, iki alıyoruz. Birçok sanayi ülkesini milyarder açısından ne anlama geliyor. Borç bulabildiğimiz için bugün için alkışlanıyoruz ama bu durum nereye kadar sürer. Milyarder sayımızdaki bu artışının önemli bir kısmı aile büyüklerinin ölümünden sonra ortaya çıkan miras paylaşımından doğuyor. Bir kısım milyarderimiz listeden düşerken, yeni milyarderlerimiz listeye giriyor. Düşenler sanayi kökenli. Her boş alana AVM, rezidans ve TOKİ konutları dikildi. Uçak konmayan hava alanlarımız cabası. Yılda birkaç uçak inen Yenişehir havaalanı ve benzerlerini saymıyorum bile. Olsun en azından yapanlar ve yaptıranlar kazandılar ya önemli olan bu. Devlet Planlama Teşkilatı’nı etkisiz hale getirdik. Bunu da marifet saydık. Ama Çin ve Hindistan’da faaliyetteler. Altmış yaş kuşağı politikacılarımız bugün yerli otomobil yapma heyecanı içindeler. Bir yandan da 15 milyar dolar harcayıp İstanbul’a üçüncü hav alanını yapma derdindeler. Oysa otobandan otomobille bir saat gittiğinizde boş bir havaalanı karşılar sizi; Çorlu havaalanı. İstanbul’a yapılacak yeni hava alanından yakın. Diyecek bir şey yok. Yerli otomobil için rantabl değil, yapılmasın diyenlere kızacağımıza, sudan ucuz bir fiyata satılan otomobil devi Volvo’yu Çin’e kaptırmayıp, alsaydık onun şemsiyesinde bir yerli otomobil markası oluşturabilirdik. Şimdi ancak hidrojenle çalışan bir araba yaparsak veya şu an imal edilenlerden üstün elektrikli bir araç yaparsak SATILIR. Yoksa milyar dolarlar boşa gider, pardon bir kısmı da yandaşa gider. Altmış yaş kuşağı deyimini özellikle kullandım. Bunu niçin yazdım, vergi kontrolü ve vergi iadesi ortadan kalkınca doğal olarak vergiler düştü. Şimdi yeni bir yazar kasa modeli tasarlanıyormuş, kredi kartı geçer-geçmez fiş kesecekmiş. Tabi ki kullanımı mecbur kılınacak. Birilerine yeni Pazar doğacak. Eskiler ne olacak derseniz, daha önce ithal ettiğimiz cep telefonu, bilgisayar ve diğer elektronik eşyalar gibi çöpe gidecek.

İnceleyin

Bilsem ne zaman nerede…

Uzaklardaki oğlumuzla oralardaki havalar­dan konuşurken öğrendik, 22,8 derece ile 1899’dan beri temmuzun en serin günüymüş. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir